Yazarlar

İbrahim Halil Üçer

<p>Mıknatıs neden &ccedil;eker sorusu duyulur niteliklere dayalı doğa merkezli fizik teorisinin a&ccedil;ıklayıcı yeterliliği i&ccedil;in daima bir turnusol kağıdı olmuş ve duyulur niteliklere indirgenemediği i&ccedil;in a&ccedil;ıklanamazlık, bilinemezlik ve giderek gariplikle nitelenen istisnai &ouml;zellikler alanının (<em>idiot&ecirc;s </em>/ <em>hav&acirc;ss</em>) timsali haline gelmiştir. Antik d&ouml;nemden başlayarak İbn Sina&rsquo;ya gelinceye değin giderek genişleyen bu istisnai &ouml;zellikler alanının Peripatetik ve Galenci doğa teorileri tarafından tutarlı bir a&ccedil;ıklamasının verilemediği yerde, farklı bir nitelik&ccedil;i model &uuml;zerinden ilerleyen <em>el-K&icirc;my&acirc;</em> geleneği ile par&ccedil;acık&ccedil;ı model &uuml;zerinden ilerleyen Antik-Helenistik ve kelam&icirc; atomcu teorilerin devreye girerek yeni a&ccedil;ıklamalar &ouml;nerdiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. İbn Sina en iyi Cabir b. Hayyan tarafından temsil edilen el-K&icirc;my&acirc; modeli ile par&ccedil;acık&ccedil;ı modelleri dışlayarak, mıknatıssal &ccedil;ekimin de dahil olduğu istisnai &ouml;zellikler alanını doğa merkezli teori i&ccedil;erisinde a&ccedil;ıklamanın bir yolunu bulmuştur. Duyulur suretlere dayalı doğa merkezli teoriden akledilir suretlere dayalı bir doğa merkezli teoriye ge&ccedil;işi ifade eden bu yol, İbn Sina tarafından &ldquo;iki fazlalık&rdquo; ve &ldquo;iki anlam&rdquo; teorisi adını verebileceğimiz, Yeni-&Ccedil;ağ doğa felsefelerinin ortaya &ccedil;ıkışına değin doğa merkezli modelin yeterlilik ve meşruiyetini muhafaza rol&uuml; &uuml;stlenen, b&uuml;t&uuml;nleşik bir teori ile d&ouml;şenmiştir. &ldquo;İki fazlalık&rdquo; teorisi fiziksel altyapılar seviyesinden g&ouml;zlemlenebilir aşikar &ouml;zellikler alanına veya ger&ccedil;ek varlık seviyesine &ccedil;ıkışı a&ccedil;ıklamayı hedeflerken, &ldquo;iki anlam teorisi&rdquo; ise g&ouml;zlemlenebilir aşikar &ouml;zellikler veya ger&ccedil;ek varlık alanından fiziksel altyapılara doğru gidişin rasyonalitesini inşa etmeyi hedefler.&nbsp; &ldquo;İki fazlalık&rdquo; teorisindeki ilk fazlalık fiziksel olup fiziksel karışımlar ertesinde ortaya &ccedil;ıkan doğal istidatları ifade ederken, ikinci fazlalık ise metafiziksel olup yarı-varlık durumundaki istidatları bilfiil hale getiren ilahi varlık feyzini ifade eder. &ldquo;İki anlam&rdquo; teorisindeki birinci anlam fiziksel olup duyulur suretleri ifade ederken, ikinci anlam metafiziksel olup duyulur suretler ve &ouml;zelliklerin altında yatan g&ouml;zlemlenemez akledilir ilkeyi ifade eder. G&ouml;zlemlenebilir &ouml;zelliklerin g&ouml;zlemlenemez ilkelere atıfla a&ccedil;ıklanmasını &ouml;neren ve akledilir suretlerle duyulur suretler arasındaki bir ayrıma dayanan &ldquo;iki anlam teorisi&rdquo; sadece <em>hav&acirc;ss </em>alanını doğallaştırarak normal &ouml;zelliklerle eşitleme sonucu vermemiş, İbn Sina&rsquo;nın varlık-mahiyet ayrımının metafizikte &uuml;stlendiği role benzer bir işlevi fizikte ifa etmiştir. Bu makalede mıknatıssal &ccedil;ekim &ouml;zelliği &ouml;rneğinde, <em>hav&acirc;ss </em>alanının par&ccedil;acık&ccedil;ı ve nitelik&ccedil;i fizik teoriler i&ccedil;erisinde nasıl rasyonalize edilmeye &ccedil;alışıldığı ve nihayetinde ne t&uuml;r bir bilinemezlik sahası yarattığı ele alındıktan sonra, İbn Sina&rsquo;nın yeni doğa felsefesinin bu gariplikler alanını hangi teoriler aracılığıyla doğallaştırdığı ve kendisini hangi yollarla duyulur niteliklere dayalı fizik teorinin yerine ikame ettiği ele alınmaktadır.&nbsp;</p>